Ama Escobar yalnızca bir suç baronu değildi…

Kolombiya’nın fakir halkına yaptığı yardımlarla efsaneleşti. Kiliseler, hastaneler, parklar ve stadyumlar inşa ettirdi. Yemek programları düzenledi, yardımlar dağıttı. Bu nedenle halk ona “Robin Hood”, “Don Pablo” ve “El Patron” lakaplarını verdi.

Fakat bu hikâye, sadece iyilikle yazılmadı. Escobar, binlerce insanın ölümünden sorumluydu. Kolombiya, onun döneminde tarihinin en kanlı ve şiddet dolu yıllarını yaşadı.

ABD’ye giren kokainin %80’ini organize eden kişi oydu. Öyle ki, günde 15 ton kokain satıyordu. Serveti, yıllarca Forbes dergisinin zirvesindeydi. Uçaklar, özel jetler, hatta para transferi için kullanılan denizaltılar… Escobar, bir suç imparatorluğu kurmuştu.

Bu zenginliğin çarpıcı bir hikâyesi var: Ailesiyle saklanırken, kızını sıcak tutmak için tam 2 milyon doları ateşe verdiği söylenir.

Peki ya kayıp serveti?

Escobar’ın gizli hazinesi, yıllardır dünyanın ilgisini çeken bir efsane…

Medellín Karteli’nin kazançları o kadar fazlaydı ki, Escobar paralarını saklamak zorunda kaldı. Tarlalar, ormanlar, depolar… Paralar her yere gömüldü.

Ama bu servetin büyük kısmı asla bulunamadı. Cali Karteli parayı ele geçirmiş olabilir… ya da Kolombiya hükümeti. Belki de bu para sonsuza dek kayboldu.

Escobar’ın kayıp serveti, bir hazine avcısının rüyası ve bir ülkenin kanlı tarihinin en gizemli bölümü olarak anılmaya devam edecek.

Markanızın hikâyesini birlikte anlatalım mı? Anecdote Collab →