16 yaşında kampa gönderilen Harry, Nazi subaylarının eğlencesi için hayatta kalmak adına dövüşmüştü. Bu dövüşlerde kaybeden istisnasız idam ediliyordu. Harry’nin rakiplerini yenmek dışında seçeneği yoktu.
Naziler, onu değerli bir hayvan gibi görüyorlardı; bu yüzden kampta ona ekstra yiyecek ve koruma bile sağlamışlardı. Ancak Harry’nin, hayatta kalmak için dövdüğü insanlar onun kendi vicdanıyla ayrı bir savaş vermesine yol açmıştı.
Naziler, rakip tanımayan Harry’i Fransız bir ağır sıklet şampiyonu ile karşılaştırmaya karar vermişlerdi. 1,75 boyundaki Harry, 1,91 boyundaki bir devle karşı karşıya gelmiş ancak rakibini ağır yaralar alarak zor da olsa nakavt etmişti.
Savaşın sonunda bir ölüm yürüyüşünden kaçarak kurtuldu ve Amerika’ya göç etti. Profesyonel dövüşçü olmaya karar vermişti. Böylece tanınabileceğini ve kaybolan ailesiyle kız arkadaşını bulabileceğini umut ediyordu.
1949’da efsane Rocky Marciano ile karşılaşmış, maçı kaybetmesinin ardından emekliye ayrılmıştı.
Ömrü boyunca kabuslarla, pişmanlıklarla ve travmalarla mücadele eden Harry, hikayesini sadece oğluna anlatırken şunları söylemişti:
“Pişmanlığım, bu ellerin arasından geçen hayatlardır.”
Harry Haft’ın hikayesi, hayatta kalmak için verilen inanılmaz bir mücadelenin sembolü olarak nitelendirilebilir..
Markanızın hikâyesini birlikte anlatalım mı? Anecdote Collab →


Yorumlar
Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yazın.
Yorum yazmak için giriş yapın.