Çetin, ailesiyle Kreuzberg’de yaşıyordu; Berlinde duvarın dibinde, Doğu ve Batı’yı ayıran Spree Nehri’nin kenarında. Doğu Almanya, nehrin tamamını kendi sınırı olarak kabul ediyordu. Batı tarafında ise, kaçanlara engel olmamak için korkuluk dahi yoktu. Çetin, topunu almak için nehre eğildiğinde soğuk sulara düştü. Sınır protokolleri nedeniyle saatlerce kurtarılamadı ve hayatını kaybetti.
Doğu Alman gizli servisi Stasi’nin Çetin Mert’in ölümüne de yer ver raporunda aynen şu ifadeler yer alıyordu: “Bir erkek çocuğu suya düştü, sınır noktasında bekleyen görevli memur yardım isteğine olumsuz yanıt verdi.” Bu soğuk ve duyarsız ifade, bir çocuğun, sistemin acımasız işleyişine kurban gittiğini açık bir şekilde gözler önüne seriyordu. Stasi’nin arşivlerinde, Çetin’in ölümü, yönetim için sadece bir prosedür olarak kalmıştı.
Çetin Mert’in ölümü, sadece aileyi değil, tüm Berlin’i sarstı. Büyük protestolar düzenlendi. Ancak Mert ailesi bu acıdan bir süre sonra Almanya’yı terk etti.
1976’da Berlin’de, acil durum yetkilileriyle anında sesli iletişim kurulabilen 20 acil iletişim cihazı yerleştirildi. Bu cihazlardan biri, günümüzde Berlin Duvarı Müzesi’nde halen sergilenmektedir.
Geçtiğimiz yıl, Çetin’in doğum ve ölüm günü olan 11 Mayıs’ta, bu trajik ölümün unutulmaması ve Berlin’in o karanlık döneminin hatırlanması için Kreuzberg’deki bir parka Çetin’in ismi verildi.
Markanızın hikâyesini birlikte anlatalım mı? Anecdote Collab →


Yorumlar
Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yazın.
Yorum yazmak için giriş yapın.