Her şey, 1979 yılında çiftçi Genésio Ferreira da Silva’nın Serra Pelada’daki arazisinde altın bulmasıyla başladı.
Büyük bir rezervin parçası mıydı, yoksa tesadüfi bir keşif mi? Cevap ararken, bir çocuk aynı bölgede nehirde yüzerken altın parçacıkları buldu. Bu söylenti kısa sürede yayılınca, Brezilya’nın dört bir yanından insanlar altın umuduyla bölgeye akın etti.
İlk gelenler, büyük miktarlarda altın buluyorlardı. En büyüğü 6.8 kilogram ağırlığındaydı; dönemin piyasa değeriyle 108 bin dolar eden bu altın parçası, daha fazla insanı bölgeye çekti. İşçiler, üniversiteliler, profesyoneller… Her kesimden insan, servet hayaliyle bu altın dağında buluştu.
Madende 35 gün geçiren ünlü fotoğrafçı Sebastião Salgado, o dönemi “Zamanın başlangıcına geri dönmüştüm. Neredeyse altının bu insanların ruhuna fısıldayışını duyuyordum” diyerek anlatır. Her çalışana 6 metrekarelik bir kazma alanı veriliyordu. Çıkarılan çuvalların yarısı işçiye, yarısı arazi sahibine gidiyordu. Ama altın bulmak tamamen şansa bağlıydı ve bu umut, insanları günde 50-60 kez merdivenleri inip çıkan gönüllü kölelere çevirmişti.
Salgado, bu durumu şöyle özetler: “Onlar köle gibi görünebilir ama aslında değillerdi. Sadece zengin olma fikrinin kölesiydiler.”
Madende işçilere satılan en değerli şey ise su! Adeta altın kadar kıymetli olan bu suyu almak için işçiler, ellerindekinin çoğunu harcamak zorundaydı.
Serra Pelada’da 100 bin kişi… Amazon’un kalbinde, zor koşullarda altın ararken, en çok kazananlar, yine altın arayanlara mal ve hizmet satanlardı. Litresi bugünün değeriyle 8 dolara satılan suyun, ihtiyacı olanlara servet kazandırdığı bu yerde, altına değil hayallere ulaşmak isteyenlerin hikayesi yazılıyordu.
Altın, onları öyle bir sardı ki, Brezilya Silahlı Kuvvetleri devreye girdi ve çatışmaları önlemek için madenin yönetimini devraldı. Kadınlar yasaklandı, alkol yasaklandı ve düzen sağlandı.
1986’da maden kapatıldığında, 45 ton altın çıkarıldığı açıklanmıştı ama bunun yüzde 90’ının gizlice kaçırıldığı düşünülüyor.
Ve hâlâ… O çamurlu gölün altında gömülü, tahminen 20 ila 50 ton arasında altının olduğu söyleniyor.
Markanızın hikâyesini birlikte anlatalım mı? Anecdote Collab →


Yorumlar
Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yazın.
Yorum yazmak için giriş yapın.